Müziğin Kültürel Aktarımı

Kültürel aktarımın kavramsal bir dili olarak görebileceğimiz örf, adet, gelenek, görenek ve töre kavramları, kendi içlerinde çok farklı yerlere sahiptir ve her bir kavramı ifade etmek için başka kavramlara ve ifade biçimlerine ihtiyaç duymamız gerekebilir. Bunların arasında bir ifade biçimi olan ve artık gelenek haline gelmiş ağıtlara kısaca bir göz atalım.

Ağıt, insanoğlunun sevdiği bir varlığı kaybetmekten duyduğu üzüntüyü ifade ettiği gibi, aynı zamanda özlem duygusunu büyük ölçüde içinde barındırmaktadır. Ağıtlar ölene karşı duyulan dostluk duygularını dile getirirler, ayrıca ölende mevcut olan iyilik, fazilet, cesaret, merhamet gibi ahlâkî değerleri methederler. “Ağıtlar, ölenin ailesi tarafından yakıldıkları gibi ücretli ağıtçılar tarafından da yakılabilmektedirler (Elçin, 1986: 290-291). Her ne kadar ağıtlar ölüye düzülen methiyeler olsalar da bazen ağıtçıların mensup bulundukları etnik kökeni ön plana çıkartan veya başka bir etnik kökeni aşağılayan ağıtlar yaktıkları da görülmektedir.  

Ne diyek de ağlayak?  

Ölü bizim olmayınca?  

Böyle Çerkez biter mi?  

Üçer beşer ölmeyince! (Anonim) 

Örneğinde görüldüğü gibi bir etnik kökene karşı ağıtçı, içinde bulunduğu ruh halini, hissiyâtını dile getirmiştir. Ahlâkî değerler her zaman olumlu olmazlar, burada olumsuz bir ahlâkî değerin varlığı söz konusudur.”1   

Başka bir gelenek görenek örneği olarak, destan anlatılarını ele alalım.
Şor Türklerinin destan geleneğinde, kay eezinin gazabına uğrayacağına inanıldığı için destanlar gündüzleri değil geceleri icra edilirdi. Kayçı destana başlamadan önce halka bakar, halkta ona bakar ve hazır olduğunu iki tarafta belirtmiş olurdu. Kayçı destanı anlatmaya başladığında ara sıra halka göz gezdirir bazen de gözlerini kısarak düşünüyormuş gibi yapar. Destan anlatımı gündüze kalırsa devam edilemez, muhakkak gece bitmeli yahut gündüze kalacaksa, bir sonraki gece devam edilmelidir ve o destanı dinleyen halktan kimler var ise, destanın devamını dinlemeye gelmeye mecburidir. Destan icrasının yerini, tiyatro ve sinema gibi alanlar almış olsa da, destan geleneği ve ahlaki boyutu korunmuştur. Buna örnek olarak, tıpkı destan anlatılarında hikaye başladıktan sonra gitmek, veya hikaye başladıktan sonra gelmek saygısızlık olarak görüldüğü gibi sinema, tiyatro gibi alanlarda bu geleneğin içerisinden gelen aynı ahlaki düzen ve kurallar devam etmektedir.  

Adet kavramı üzerine ele almak istediğimiz bir diğer gelenek ise eski Türklerin ölü gömme adetidir. Eski Türkler’de ölü gömme adetleri içerisinde “yug” törenleri vardı ve bu törenlerde “sagu”lar okunurdu. Sagu, feryat etme, ağıt yakma, ölünün arkasından okunan şiir gibi anlamlara gelen ritüel kurallar içeren methiyelerdir. Anadolu’da yapılan yas törenlerinde ki ağıtlara benzediği söylenmektedir.  

Geleneklerin aktarımı düşünüldüğünde ise, Aşık geleneğinin taşıyıcıları olan ozanlar, ozan olmak isteyenlere destanlar öğretirlerdi. Aşıklar ise aynı şekilde Aşıklık sanatını öğretmekteydiler ve bu durumda gelenek-görenek yerine getirilmiş oluyordu. Her iki gelenekte de icra yapacak olan adayın yetişmesi için uygulananların tamamı, ait oldukları toplumun ahlak kurallarını içermektedir. 

Tüm bu kavramları içine alacak olan diğer bir örnek ise, Cahiliye döneminden günümüze gelenek haline gelmiş, Ukaz, Zu’l Mecaz, Mecennetu’Sahr ve Dumetü’l-Cendel panayırlarını kısaca ele alabiliriz. Bu panayırlar, savaşların ve kavgaların kesildiği belirli dönemlerde düzenlenen ve içeriğinde jüriler önünde okunan şiirlerin olduğu törenlerdir. Cahiliye döneminin şiir ve edebiyat hususunda okunan şiirlerin müziği konusu başlı başına bir konudur. Üstelik Kabe duvarlarına altın suyu ile yazılarak asılan şiirler bu panayırlarda okunmuş ve jüri üyeleri tarafından seçilmiştir. Okunan şiirler ise bazı araştırmacılara göre yedi bazılarına göre on şaire ait olduğu bilinmekte.2  

Her bir kavramın aynı anda var olması durumu söz konusudur. Bu durumlar farklı örneklerle aktarılsa da, her biri kültürel aktarımın bir yolu olarak kabul edilebilir.  

Dipnotlar:
1.Çobanoğlu, S. (2020). HALKBİLİMSEL AÇIDAN TÜRK DÜNYASI SOSYOKÜLTÜREL BAĞLAMINDA ETİK VE METAETİK. Uluslararası Halkbilimi Araştırmaları Dergisi, 3(5), 147-168. 

2Özcan, M. (2007). Cahiliye Dönemi Arap Edebiyatında Şiir Sanatı. Eskiyeni, 5, 107-111.  

Kaynakça:
Çobanoğlu, S. (2020). HALKBİLİMSEL AÇIDAN TÜRK DÜNYASI SOSYOKÜLTÜREL BAĞLAMINDA ETİK VE METAETİK. Uluslararası Halkbilimi Araştırmaları Dergisi, 3(5), 147-168.   

Özcan, M. (2007). Cahiliye Dönemi Arap Edebiyatında Şiir Sanatı. Eskiyeni, 5, 107-111. 

Yazar: Onur Yıldırım
İletişim: yildirimon23@itu.edu.tr

Bir Cevap Yazın

Müziğinden İzinden sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin