Aziz Mahmud Hüdayi: Celvetiyye Tarikatı Ve İlahileri

Aziz Mahmud Hüdayi, celvetiyye tarikatının piri olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda Şeyh’tir. Mutasavvıf ve şairdir. Daha sonraları bahsedeceğimiz, tekkesinde yazdığı ilahilerini bizzat okuttuğu da bilinmektedir ve musikişinastır. Sufiler için de bazı ilahiler bestelediği bilinmekte.  

Sadettin Nüzhet Ergun, tesbih ve temcidlerini bizzat bestelediği ve onun bestelediği ilâhîlerden dört tanesinin günümüze kadar geldiğini belirtirken, Yılmaz Öztuna bugün elimizde maalesef yalnız “çârgâh” makâmında ve “düyek” (8/8) olarak bir “tevcih”i  kaldığını söylemekte. 

Hüdayi’nin orta boylu, seyrek sakallı biri olduğu söylenmektedir. Sakalından bahsetmek gerektiyse madem ki birde bu sakalın bir hikayesini anlatalım. Hakimlik görevini bırakmış olan Hüdayi için, Üftâde bir gün gelir ve Aziz Mahmud Hüdayi’ye:
-Haydi evlâdım, bir sırık ciğeri omuzuna alarak Bursa sokaklarında dolaşıp satmalısın, diye emreder. Hüdâyî sokak sokak dolaşır. Bunu görenler “hâkim çıldırmış” diyerek aleyhinde bir sürü dedikodular uydururar. Yine de Hüdayi vazifesini yerine getirmiş, Üftâde’nin verdiği görevi yapmış olarak tekkeye döner. Daha sonra tuvalet temizleme görevi verilir. Bir gün temizlik sırasında kendi yerine tayin edilen bir hakim olduğunu öğrenir ve kendi kendine söylenir.
–Biçâre Mahmûd, sen böyle bir mesleği bıraktın… Şimdi abdesthânelere hizmetkâr oldun. Bir anlığına kapıldığı bu düşünceden kurtulup daha sonra,
–Mahmûd! Sen şeyhine nefsini ayaklar altına alacağına dâir söz vermedin miydi? demiştir ve bunun üzerine Hüdayi, elindeki süpürgeyi bırakarak taşları sakalıyla süpürmeye başlayacağı bir anda şeyhi Üftade gelmiş ve
–Evlâdım, sakal mubarek şeydir, onunla böyle bir şey yapılmaz . diyerek maksadın bu mertebeyi atlamak olduğunu söylemiştir.

Nüzhet Ergun’un, güftelerini bulabildiği dört eserin biri tevşîh, üçü de ilâhîdir. Tevşihin güftesi beş beyitlik bir naattir. Diğerlerininki ilâhî şeklindedir. Bunlar sûfyan olarak, iki aded “nevâ” ilâhî ve bir de “hüseynî” ilâhîdir. Şimdi Aziz Mahmud Hüdayi’nin bu ilahilerinin bir örneğine bakalım. 

Son erişilme tarihi 12.09.2025 Görselin kaynağına ulaşmak için üzerine tıklayabilirsiniz.

Kırmızıyla yazılan bölümler önemli ve vurgulanmak istenen kısımları belirtir. Dikkat çekici bölümleri, başlıkları veya önemli isimleri ve terimleri öne çıkarmak için kullanılır. Aynı zamanda kırmızı renk, okuyucunun bu bölüme dikkatini çekmek ve özel bir önem atfetmek amacıyla tercih edilir.  

Bahsettiğimiz ilahilerinden birinin çevirisi  ise şöyledir: 

UŞŞAK İLAHİSİ
Açıldı çün bezm-i elest
Devreyledi peymânesi
Andan içenler oldu mest
Ayılmadı mestânesi
Ol bâdeden kim nûş eder
İçtiği dem sarhoş eder
Deryâ gibi ol cûş eder
Esrük olur dîvânesi
Savm-ı sivâyı kim tutar
Îd-i visâle ol yeter
Bülbül gibi dâim öter
Gülşen olur kâşânesi
Bayrama ol âşık erer
Kim Hakk cemâlini görer
Dost bezminin zevkin sürer
Pür-nûr olur dil-hânesi
Aç gözünü hakkile bak
Oku Hüdâyî’den sabak 
Kâmil olurmuş ehl-i 
Hakk Doğmadan önce ânnesi. 

Celvetiyye Tarikatı

Tarîkatlar iki yönlü faâliyet gösteren müesseselerdir. Bu yüzden önce içe dönük mücâdele (nefs ile cihâd, cihâd-ı ekber)’yi gerçekleştirerek sâlik-i kemâl mertebesine ulaştırdıktan sonra, halk arasına ve cemiyete karışarak tebliğ ve irşâd vazîfesini gerçekleştirmeyi hedef tutarlar.

Tezkiye

Lügatte, nemâlandırmak, arıtmak, temizlemek manaların da olup, terk-i dünyâ ile nefsi mâsivâ (Dünyevi) tehlikesinden pâk etmek demektir. Hüdayi’nin bir şiiri üzerine değinecek olursak: 

Yok eyleyip hep vârını
Buldun mu sen de yârını
Keşfeyleyip esrârını
Bülbül haber vergil bize. 

Şeklinde bir ifade, anlatılmak isteneni ve uygulanmakta olanı daha da açıklayabilir. 

Tasfiye

Daha sonraki aşama olarak “Tasfiye” gelmektedir. Saf ve duru yapmak, süzmek, temizlemek manâsınadır. Kalbin her türlü kirlilikten temiz ve duru hâle gelmesidir. Tasfiyeye tâbi tutulmuş bir kalbe her zaman ilahi kanunlar yansıtılır. Aslında zikirden, salât u selâmdan, Kuran tilâvetinden gaye hep “tasfiye-i kalb”dir (Kalbi temizlemektir). Tasfiye-i kalb’den Allah’ın güzelliğini, merhametini, şeftakini, rahmetini gösteren cemali tecellilerine ulaşmaktır. Cemali tecellilerinin hedefi ise sâbit hakîkatın zuhûrudur. Böylece bütün dünyevi tehlikelerden kurtulmuş olup, gerçek tevhîd zuhûr eder. Bununla beraber önemli bir konuda tevhid zikrinin celvetiyye tarikatinin en önemli zikir şekli olmasıdır. Tevhid zikri ile kalpler temizlenir, Esma zikri ise ancak kalpler temizlendikten sonra gelir. Zikir, bilindiği üzere ritmik bir ifadeyle ve bazı durumlarda ilahiler eşliğinde olmakla birlikte Allah’ın isimlerinin söylendiği veya salavat ifadeleriyle yapılan ibadetlerdir.

“Onlar, İman Edenler ve kalpleri Allah’ın zikri ile tatmin olanlardır. Kalpler, ancak Allah’ın zikri ile tatmin olur.” Rad, 28.

Aziz Mahmud Hüdayi Tevhid zikri için şunları söylemekte; “Tevhid zikrinin meydana getirdiği ateş, kalbin üzerindeki yağı eritir ve yağ eriyince ondan bir koku peyda olur. Zikrin nârı ya’ni ateşi de o mahalde nûr olur. Tevhîdin nârı ve nûru kalpteki galiz kana te’sîr edince o kan buhâr-ı lâtîfi tasarrufu altına alır. Buhâr-ı lâtîf ise a’zâlara giden kana binmiş ya’ni o buharı hükmü altına almıştır. O buhar rûh-i hayvânîdir ve de rûh-i insânînin merkebi olan nefs-i insâniyedir. Tevhidin nârı ve nûru nefs-i insânî olan buhâra tasarruf eyleyip te’sîr eder ve böylece zulümât-ı nefs nûra döner. Nefsin ahlâk-ı mezmûmesi de ahlâk-ı mahmûdeye inkılâb eder, kalp de zülûmâttan halâs olur.” Zülumattan halas olur, yani karanlıklardan kurtulur.

Tecliye

Tecliye bir şeyi keşif ve beyan etmek manasınadır. Terim olarak ise Cenâb-ı Hakk’ın kendi zâtı için kendinde zuhûrudur. Artık keşfedilmiştir keşfedilmekte olan, açıklık getirilmiş ibraz edilmiştir. Yine Hüdayi’nin ifadesi ile ilerleyelim.

Zuhûru perde olmuştur zuhûra
Gözü olan delîl ister mi nûra
Güneş zâhir değil midir karındaş
Ne var görmezse ânı çeşm-i huffâş
Hudâ zâhirdir mahlûk mestûr
Hılâf anlayıp olma Hak’tan dûr
Acep sun’u acep sırr-ı ilâhî
Ki olmuştur avâlim cilvegâhı. 

Son olarak Aziz Mahmud Hüdayi’ni Neva ilahisinin çevirisini de incelemiş olalım. 

NEVA İLAHİ
Kim umar senden vefayı,
Yalan dünya, değil misin?
Muhammedül  Mustafa’yı,
Alan dünya, değil misin?
Saldırıp halkın özüne,
Toprak saçarsın gözüne,
Gâfil olanın yüzüne,
Gülen dünya, değil misin?
Çoklarını ettin nâlân,
Nicesini ettin giryân,
En sonunda edip üryân,
Soyan dünya, değil misin?
Uzun emellere salan,
Ansızın canını alan,
Her zaman boşalıp dolan,
Yalan dünya değil misin? 

Özetleyecek olursak, “Tezkiye” ve “Tasfiye” olmak üzere iki farklı şekilde uygulaması olan, hakikate ulaşmanın bir yolu olarak bu kavramların kabul edildiği ve uygulandığı, böylelikle “Tecliye”ye ulaşılabilen dini bir oluşumdur Celvetiyye Tarikatı.

Kaynakça 

Yılmaz, H. K. Aziz Mahmud Hüdayi ve Celvetiyye Tarikati. 

Yazar: Onur Yıldırım
İletişim: yildirimon23@itu.edu.tr

Yanıtlar

  1.  avatarı

    Çok beğendim.

  2. ONUR avatarı

    Teşekkürler 🙏🏻

Bir Cevap Yazın

Müziğinden İzinden sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin