Antik Yunanlılar geometri bilgilerini Mısırlılardan, astroloji bilgilerini ise Babillerden almışlardır. Doğudan parça parça edindikleri bu teknik bilgiler ile bir sistem geliştirmiş ve teorik bir bilim yaratmışlardır. Birçok filozof, bilgin, matematikçi, tarihçi, her biri ayrı ayrı müzik kuralları ile ilgileniyordu. Hermion’lu Lasos1, sesin titreşimlerden meydana geldiğini bulmuştu. Yüzyıl sonra ise Tarentum’lu Arhitas2, iki çeşit titreşim olduğunu ortaya koymuştur. Daha sonra ise Tarentum’lu Aristoksenos’un3 öncülüğüyle ritim ve ezgi kuralları4 saptanmıştır ancak Yunan ezgileri günümüze kadar gelememişlerdir. Thales’in matematik ve fizik alanındaki katkıları ve deneysel yollarla bilimsel bir niteliğe yönelmesi, ses fiziğinin gelişimini hazırlamıştır. “Gerilmiş olan bir telin titreşim sayısının ölçülmesi, tel uzunluğunun bölünmesi halinde seslerin değişikliği olgusunun matematiksel ifadeyle belirlenmesi ve bu yollardan aralıkların saptanması, Thales ile başlayan bilimsel gelişimin müzikteki yansımasını sergiler.” Bugün baktığımızda ortaçağın müzik bilim yazıları, teli bölme üzerine dayanan aralık orantıları kuramı, sekiz Bizans Echoi’si, sekiz Batı Kilisesi makamı, nöma’lar, notaların isimileri için kullanılan harfler, bütün bunlar Yunan öğretisinden alınmıştır. Yunan öğretilerinin aslında Pisagor öğretileri olduğunu düşünürsek elbette burada Pisagor’un Mısır’a seyahatinden bahsetmek gerekecektir.
Pisagor, gençliğinde Mısıra seyahat için gitmiş ve daha sonra Pers işgalinden dolayı tutsak alınmış Babil’de yaşamak zorunda kalmıştır. Bundan dolayı farklı kültürlerle etkileşim halinde olmuş ve onlardan bilgiler edinmiştir. Pisagor öğretilerindeki ruhani gizemciliğin bilimsel yaklaşımların kaynağı bu kültürel etkileşimlerden edindiği bilgilerden geldiğini söyleyebiliriz. Croton kentinde kurduğu okulun öğretilerine bakıldığında, aslında bu okulun felsefi ve dini bir konsepte sahip olduğunu görüyoruz. Fizik, matematik, astronomi ve müziği temel alan bu okul, aslında dini bir tarikat olarak kabul edilir. Bu okulda yaz kış soğuk suyla günde iki kez duş alınır, ölülerin ruhlarının hayvanlarda olduğunu düşündüklerinden hayvan eti yemeyip onlara gayet iyi ılımlı yaklaşılır ve sabahları erkenden kalkılıp 5Apollon’a dua edilip dansa başlanılırdı, daha sonra ise kalan vakitler, maddi zevklerden uzak bir şekilde bütün gün düşünmeye ayrılırdı.
Erken dönem Pisagor’cular olarak bilinen isimlerden Flalous ve Arkitas, Antik Yunan müzik teorisine farklı çalışmalar yaparak katkıda bulunmuşlardır. Flalous Harmonia ve Kozmoloji alanlarıyla ilgilenmiş daha sonra Harmonia’yı ortaya çıkarmıştır.
Filalous’a göre evrendeki her şey sınırlı ve sınırsızdır. Tabiatları gereği kendi başlarına bir araya gelemeyeceğini, bütün bir düzen oluşturamayacaklarını söyler. Bu sebeple sınırlı ve sınırsızlıkların bir araya gelmesiyle oluşan bir ahenk, yani (harmonia) adını verdiği prensip ortaya çıkarıyor. Şimdi Tetrad6 sayılarını ele alalım.
Birinci tetrad sayısı bir nokta ile ifade edilir ve bütünlüğü temsil eder.

İkinci tetrad sayısı birbirine “doğru” çizgisiyle bağlanmış zıt yönde duran iki nokta ile ifade edilir, karşıtlığı temsil eder.

Üçüncü tetrad sayısı ahengi temsil eder ve üçgen sembolü ile ifade edilir.

Dördüncü tetrad sayısı ise pramit şekli ile gösterilir ve kozmosu temsil eder.

Ve daha sonra, doğanın anahtarı olarak bilinen tetraktis ortaya çıkmaktadır. Pisagorcular için doğanın ve bilgeliğin kaynağı olarak görülen ilahi bir semboldür. Tetraktis, yan yana getirilmiş üç adet üçgen sembollerinin üzerine, yine yan yana eklenmiş iki adet üçgen sembolü ve en üste eklenmiş bir üçgen sembolünün oluşturduğu yine üçgen formu alan bir semboldür.

Nasıl ki bir tel üzerinde doğru ve uyumlu sesleri duyurmak için rastgele bir yere basmayız, gezegenler de rastgele gezinmezler. Ancak Filolaus’un harmonia adını verdiği bu çalışmalar sonucunda, ortaya çıkardığı sayısal oranların tellere uygulandığında belirli ses dikliği aralıklarını vereceği bilgisini Sümer, Babil ve Mezopotamya uygarlıklarının çok önceden bildiğini bu bilgiye sahip olduklarını bazı araştırmacılar o dönemin çivi yazılarından anlayabildiklerini söylemekteler.
İskenderiyeli Batlamyus
Birde İskenderiyeli Batlamyus’un Harmonics çalışmasına bir bakalım. Bu çalışmasında Batlamyus, müzik ve insan ruhu ilişkilendirmeleri olan Zodyak ve burçların anlatıldığı, perdelerin gezegenler ile ilişkisine değinir. Su ile toprağın eşleştiği Harmonics, müzikle ilgili çok kapsamlı bir çalışmadır. Müzikal bilgilerin monokort üzerinde denendiği gözlemleri anlatır. Bununla beraber müzik ile insan ruhunun bağlantılarına değinir. Bu çalışmalar arasında müziğin gök cisimleriyle ilişkisinin anlatıldığı “Kürelerin Ahengi” veya “Kürelerin Armonisi” de yer almaktadır. bu çalışmada da gezegenlerin hareketlerinin nağmeleri konusunda bir anlatım sunulmaktadır.
Tarentum’lu Aristoksenos, hem yetenekli bir müzisyen hem de müzikte bir otoritedir. Aristo’nun öğrencisidir ve Aristo’nun en çok bilim anlayışı ve bilimsel yöntemlerinden etkilenmiştir. Aristo’dan öğrendiği öğretilerle Arkitas’ın ses teorisi dahil Pisagorcuları müzik kuramı çalışmalarının dışında bırakacak göndermeleri ile günümüze yansır. Günümüze el yazmaları ve fragmanlar halinde, parça parça olarak gelmiş olan iki çalışması vardır, “Armoni öğeleri ve Ritim öğeleri.” Armoni biliminin konusunun melodi olduğunu söylemektedir. Melodiyi daha karmaşık olan melodik yapılarından yani ses ve bu seslerin oluşturduğu aralıklardan ayırt etmiş ve bunları bazı şekiller ile açıklamıştır. Dörtlü aralığın iki buçuk tondan meydana geldiğini keşfetmiştir. Aristoksenos’un, Harmonikçiler adını verdiği bazı kişilerle entelektüel ilişkilerinden sonra da söylediği karar verici merciin kulak olduğu ifadesidir. Armoni Öğeleri eserinde alaycı bir dille anlattığı Harmonikoi’ler, işitsel armoniyle ilgilenen, telleri çekerek belirli ses dikliklerini bulmaya çalışan bir gruptur. Bazı kaynaklara göre uzman olmadıkları konuda halka gösteriş yapan çalamadıkları enstrümanlarıyla halkın zamanını çalan kimselerdir. Platon Devlet isimli yapıtında bu kimselerden şu şekilde bahsediyor.
“-Gülünç de oluyorlar doğrusu… Bizim müzik adamları bilmem hangi diatonik gamlardan dem vururlar. Kimi yanlarındakinin gizli bir sözünü duymak ister gibi kulak kabartır, kimi iki sesin arasında bir başka ses bulduğunu, bunun en küçük aralık olduğunu, bu bakımdan da ölçünün ona uyması gerektiğini ileri sürer. Kimi de bunun, öteki seslerden ayrı olmadığını söyler. Ama hepsi için kulak, kafadan önce gelir.
– Anladım, şu telleri inleten, kulaklarını çekip onlara türlü eziyetler eden müzik ustalarını söylemek istiyorsun.”(Platon Devlet.)
Dipnotlar:
1 Pindaros’un öğretmeni (M.Ö 500).
2 Pisagorcu geleneğin son önemli temsilcisi matematikçi, devlet adamı ve filozoftur.
3 Aristo’nun öğrencisi.
4Aristoksenos’un Armoni Öğeleri ve Ritim Öğeleri.
5Güneş, ateş, şiir tanrısı.
6Pisagorcular için evren ve kaynağındaki 4 sayı olarak bilinir, ve kusursuzluğu temsil eder.
Kaynakça:
Baysal, O. (2014). Aristoksenos’un Müzik Bilim Anlayışı. Akademik Bakış Dergisi.
Baysal O. (2014). Erken Dönem Pisagorcularda Harmonia Düşüncesi Ve Müzik Kuramı. Müzikte Kuram.
Yazar: Onur Yıldırım
İletişim: yildirimon23@itu.edu.tr


Czernyhilist için bir cevap yazınCevabı iptal et